ÇOCUK GELİŞİMİNDE OYUNUN ROLÜ

“Oyun” deyince aklınıza neler geliyor? “Oyun zamanı” dediğinizde çocuklarınız nasıl hissediyor? Çocuğunuzun neşe içinde zıplayarak yeni bir oyuncak  için bu kadar heyecan duyması sizce nedendir? Çocuğumuz için oyunun ne denli önemli bir hediye olduğunu ve ne anlam ifade ettiğini Çocuk Gelişimi Teoristlerinin perspektifinden dinleyelim mi?

Oyun evrensel bir olgudur ve çocuğun olduğu ortamda oyun vardır. Oyunun şekli ve kullanılan materyal kültürden kültüre değişse de oyun hep var olmuştur (Koçyiğit, 2007). Oyun, okul öncesi dönemde en etkili eğitim kanalı olarak tanımlanmaktadır. Akandere’nin 2003 yılında gerçekleştirdiği çalışmaya göre oyun okul öncesi dönemde bir çocuğun kendini ifade etmesinin en doğal yoludur ve dış dünya ile iletişim kurmayı oyun ile keşfeder. Çocuk oyun oynarken sevinç, mutluluk, öfke, kaygı, bağlılık, bağımsızlık gibi duygu durumlarını pratik ederken aynı zamanda kendisini tanır ve tepkilerini kontrol etmeyi öğrenir (Koçyiğit, 2007).

Platon (M.Ö. 427-347) çocuğun oyun ortamında büyümesi ve yetişkinler tarafından sınırlandırılmaması gerekliliğini vurgular ve yeteneklerini keşfetmede oyunun çocuk dünyasında önemli bir yere sahip olduğunu ifade eder (Koçyiğit, 2007).

Gazali (1058-1111), oyunun çocuğun dinlenmesi, belleğinin tazelenmesi ve öğrenme kapasitesinin artmasında önemli bir yere sahip olduğunu düşünür (Koçyiğit, 2007). Çocuk her oyunda yeni duygular ile tanışır ve tanıştığı yeni duyguları öğrendiği yeni olgulara aktaracaktır.

Comenius (1592-1671), oyunun çocuk gelişimi ve eğitiminde çok etkili bir yeri olduğunu savunmaktadır. Ayrıca oyun insanın özgürlük tutkusu, aktif olma, arkadaşlık kurma, rekabet etme ve değişiklik isteği ile bağdaştırılmış olup bir çocuğun disiplin ve düzen kurmasında önemli rolü vardır oyunun. Bir çocuğun kişilik kazanımı, ahlaki değerlerinin oluşumu ve özgün bir ortamda icra edildiği taktirde yaratıcılığının gelişeceği bir mecradır oyun (Koçyiğit, 2007).

Froebel (1782-1852), oyunun bir çocuğun kendini ve duygularını en saf şekilde ifade ettiği ortam olduğu görüşündedir ve çocuğun tüm gelişim alanlarını besleyen bir mecra olduğu, çocuğun iç dünyasını yansıtan bir ayna aynı zamanda yetişkinlerle iletişim kurma aracı olduğunu savunmaktadır (Koçyiğit, 2007).

Montessori ise oyunun bir amacı olması gerektiğini ve oyun tercihi ve birlikte çocuğun oynayacağı arkadaşlarını kendi iradesi ile seçmesi gerektiğini savunur (Koçyiğit, 2007).  Oyun ihtiyacı ve fazları çocuğun yaşına paralel olarak değişmektedir. Çocuğun gelişimindeki bencillik tutumundan işbirliğine, elle tutulur kavramlardan soyut kavramlara, basitten komplike yapılara yönelimi oyun olgusuna da yansımaktadır. Piaget, zihin gelişimi ve oyun arasında ilişki olduğunu öne sürerken Freud oyunu çocuğun kişilik ve ruhsal gelişim evreleri ile ilişkilendirerek incelemiştir ve Miltred Parten ise oyunun çocuk gelişiminin sosyal yönü üzerinde durmuştur (Baykoç Dönmez, 2000).

Çocuklarımız için yaşamı pratik edebilecekleri, duygu durumlarını aktarabilecekleri ve gelişimlerini destekleyen oyun alanları yaratmamız ve her yeni gün sevgi, uyku, beslenme ve bakım kadar önemli etkin ve mutlu oyun zamanları paylaşmamız dileğiyle… Çünkü mutlu ve sağlıklı toplumlar, mutlu ve sağlıklı çocukluk dönemi ile başlar.