FAZLA ENERJİ VE DİNLENME KURAMI

Oyun çocuğumuzun fazla enerjisini atarak dengeye kavuştuğu bir mecradır veya bir başka kurama göre sevdiği işi yaptığı için oyun çocuk için dinlendiği ve kendini geliştirdiği ortamlardır. Sizce hangi fikirdesiniz?

Oyun üzerine gerçekleştirilen çalışmalar klasik kuramlar ve dinamik kuramlar olarak ikiye ayrılmıştır. Klasik kuramların başında fazla enerji kuramı gelmektedir ve fazla enerji kuramı ihtiyaç duyulandan fazla enerjinin sarf edilerek oyun oynandığını ve oyun sayesinde çocuğun üzerinde gerginlik etkisi yaratan enerji fazlasını atarak daha sağlıklı bir dengeye kavuşur ve bir çocuk ne kadar çok oyun oynarsa o kadar sağlıklıdır. Klasik kuramlardan ikincisi dinlenme kuramıdır ve dinlenme kuramına göre insan keyif aldığı etkinliklerle uğraşırken dinlenir ve kendilerini yenilerler, çocuğun oyun istekleri ise rahatlama yani dinlenme gereksinimlerinden ortaya çıkar. Klasik kuramlardan bir diğeri ise öncül deneme kuramıdır. Bu kurama göre çocuk edineceği davranışları içgüdüsel olarak önceden oyun kanalı ile denemektedir. Gerekli becerilerin kazanılması ve içgüdüsel yönlerin gelişmesinde bir deneyim bütünüdür oyun. Gross’a göre gelişimi ile birlikte çocukların oyunları da evrimleşmektedir, ilk oyun evreleri duyusal ve motor yeteneklerin gelişmesi üzerine kurulurken bir sonraki evre yapı-inşa ve kurallı oyunlar gözlemlenir ve bir diğer oyun evresinde evcilik ve taklit gibi sosyal oyunlar, koşturmalı ve kovalamaca gibi oyunlar belirir (Koçyiğit, 2007). Deneyimsel oyunlar çocuğun duygularını kontrol etmesine yararken; sosyonomik oyunlarda çocuk bireyler arası ilişkileri pekiştirir. Bağlantı kurma kuramına göre ise oyun ile birlikte çocuk insanın geçirdiği ruhsal ve süregelen aşamaları tekrar yaşar. Birbirinin karşıtı iki fikri savunan klasik kuramlarda oyun enerji yüklenme ve enerji boşaltmayı sembolize etmekle birlikte yetişkin davranışlarının deneyimsel aşaması ilkel davranışların ise devamı niteliğindedir. Oyun devamlıdır, devingendir özgür ve tekrarlara açık bir mecradır.

Freud’a göre oyun çocuğun kısıtlamalardan kurtulup gerçek dünyada güvenli olarak kabul edilmeyen agresif davranışları deneyimlediği, yetilerini kazandığı ve güçlüklerin üstesinden geldiği psişik ve devingen bir süreçtir bu bağlamda bireyin korkularının üstesinden gelmesinde etkilidir (Sevinç, 2005). Freud, çocukların isteklerini dile getirdiği oyun kavramının kısa süreli bir olgu olduğunu ve benlik gelişimi ile paralel olarak mantıksal gelişimin oluşması ile oyun kavramı ilgi çekmemektedir. Freud çocukların oyun kurgusunun rastgele olmadığını ve farkında oldukları ve olmadıkları tüm duyguların icra edildiği bir ortam olduğunu düşünmüştür. Çocuk gerçek dünya ile oyunu birbirinden ayırt etmekle birlikte kızgınlık, sevinç ve öfke gibi duygularını denetimsiz bir şekilde oyuna aktarabilmektedir. Oyun bir denge aracıdır, bir terapidir, çocuğun üzüntü duyduğu durumları oyuna aktarması bu duygunun üstesinden gelmesine ve sarsılan dengesinin onarılmasına olanak sağlar yani bir denge aracı niteliğindedir ve çocuğun keyif aldığı durumlara yönelmesine olanak sağlamaktadır.

Piaget’in kuramı bilişsel gelişime dayanmaktadır, oyun kuramında Piaget özümseme ve uyum yeteneğinin zeka gelişimi ile ilişkili olduğunu ve diğer tüm organik gelişimlerin temelinde bu iki öğenin olduğunu vurgulamaktadır. Piaget, çocuğun dış dünyadan edindiklerini oyuna yerleştirdiğini dolayısıyla oyununun insan doğasında her daim var olan bilişsel gelişimini destekleyen bir unsur olduğunu ortaya koymaktadır (Baykoç Dönmez, 2000).

Bazen bir denge aracıdır bazen ise dinlenme, deşarj olma mecrasıdır ve fakat her daim oyun çocuğun doğasıdır, işidir, dünyasıdır…

Oyun ve sevgi dolu anlar…